Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

31 Ağustos 2011 Çarşamba

Sakın içme lan biz gelene kadar.

2-3 yıl önceydi. Yeni yıl kutlaması amacıyla İstanbul'a gelmişim yine. Plan hazır. Bombok bi akşam beni bekliyo. Aileyle birlikte yemek yiycez. Sonra "nefis, taze" çerezlerimiz eşliğinde bi iki kadeh içip İbrahim Tatlıses eşliğinde neşemize neşe katıcaz TV karşısında.

Yemek masasına oturuyoruz. Aslında sandalyeye oturuyoruz normalde.

Bu durum benim içime oturuyo. Gençliğimin bağrında yılbaşı için İstanbul'a eğlenmeye geliyorum ama bu da neyin nesi. Götünden içeri iç pilav doldurulmuş hindi, limon suyuyla dolu bardakların içine daldırılmış havuçlar, salatalıklar.

Bu ortamdan kurtulmak için hemen mesajlaşmaya başlıyorum arkadaşlarla ve hızlı bi şekilde plan yapıyoruz. Cem'lerin evde kimse yokmuş. Murat'la birlikte Cem'lere gidicez. Bi de Cem'in kardeşi Can olucak.

Can tatlı çocuktur. Ergen olmasına karşın her ortama sokabilirsin, sır tutturabilir, hatta halay başı bile çektirebilirsin. O derece flexbledır yani.

Neyse Cem'lere gidiyoruz. Giderken tekelden 2 şişe votka alıyoruz. Yanına kola, vişne suyu, şeftali suyu, elma suyu vs.. çerezler, cipsler, kestaneler.. Çok çılgın eğlenicez. 4 sapız ama mutluyuz.

Eve girer girmez "kestanem şahane" modunda Cem kestanelere girişiyo. Bu konuda çok iyidir ibne. Benle Murat salona masayı kuruyoruz. Can'da cep telefonuyla msj yazarken tuşlardan kıvılcım çıkarmaya çalışıyo yeni terlemiş bıyıklarının altından "hıııııı, ahahah, hıııı" diye kişniyerek.

Her şey hazır. Neşemiz yerinde. Herkes votkasını farklı bi şeyle karıştırıyo. Masada 4 farklı çeşit votka var yani. Ama bu da neyin nesi. Bu votka bozuk lan. Votka diil zıkkımın kökü bu. Saatlerinize bakıyoruz. Daha 12ye var. Hemen tekele gidip başka bi şey almaya karar veriyorum. Cem diyo ben de geliyim. Murat'da aynısını söylüyo. 3ümüz tekele giderken Can insanını evde bırakıyoruz. Sike sürülcek aklımızın olmadığını bu eylemimizden anlayabilirsiniz a dostlar.

Tekele gidiş geliş süremiz taşı çatlatırsak 20 dk. Zili çalıyoruz. Kapıyı Can'ın ruhu açıyo.
- Mınısikim layn, Can noldu lan sana?
+Ahaha, hıhıhı, ebebelelaşldfj
Kafamı kapının ordan salondaki masaya doğru uzatıyorum. 4 bardağın 4ü de boş.
-Hepsini mi içtin lan sikik?
+Üstüne bi de şat attımasklhşalshfşskh.
-Gülme cibiliyetini siktiğim.

Neyse balkona çıkartıyoruz. Yüzünü yıkıyoruz. Kendine geldi gibi sanki. Masaya oturtuyoruz. Göt Can bi yandan it gibi kestaneyi, cipsi hışlıyo. Bi yandan da msj yazıyo çatır çutur. Arada bi de gülüyo tecavüzcüler gibi.

-Abi benim midem bulanıyo, koltuğa uzanıyım biraz. (koltuk dediğide beyaz, yeni, gıcır bi şey. koltuğun hemen yanındaki halı da beyaz. yeni bi ev olduğu için her şey beyaz mınısikim)
+oğlum uzanırsan kusarsın.
-bi şey olmaz.

Bizi sikine takacak durumda diil ki adam. Uzanıyo. Bi yandan hala msj yazıyo. Belki de adam program falan yazıyodur ama bilemiyorum.

Murat'ın ve Cem'in arkadası Can'a dönük. Bi tek ben görüyorum sikik suratını.

Dıt dıt, yeni msj. Can mesajı açıyo ve hönkürerek gülmeye başlıyo. Tabi bu durumu fırsat bilen Can'ın midesi her şeyi dışarı atıyo.

Allahım çok heyecanlıyım. İlk kez volkanik bi patlama görüyorum. Tavana doğru dönük olan ağzından belki 20 cm yukarı kusmuk fışkırıyo. Hemen koşuyorum. Yan çevireyimde kusmuğunda boğulmasın diyorum. Ama Cem kardeşi için benim kadar iyimser diil. Eliyle ağzına kapatmaya çalışıyo, ölsün orospu çocuğu diyo.

Bütün müdahalelere rağmen Can salonda bi kaç yeri temiz bırakabiliyo. Halılar, parkeler, üstümüz, koltuklar.. Hepsi vişneli, elmalı, kestaneli kusmuk içinde.. Evin içi sıcak. Kusmuk kokusu keskin. Ve en güzeli bu gece yeni bir yıla giriyoruz. Her şey çok nonnik.

Cem hemen duşa sokuyo bizim ayaklı volkanı. Biz Murat'la salona girişiyoruz. Ama bu görüntü karşısında insan gaza geliyo. Ben de kusacam diyo ister istemez.

-Murat. Abi ben dayanamıyorum. Midem kalkıyo abi gördükçe. (o sıra A4 kağıdı ile parkedeki kusmuğu sıyırmaya çalışıyorum)
Deli fişek Murat, Gözleri 300 numara bozuk olan Murat gözlüğü çıkartarak,
+Abi ver şu kağıdı, ben görmüyorum hallederim diyo.

Görevleri değiştirdikten sonra ben koltuk kılıflarını çıkartıp küvetin içinde yıkamaya başlıyorum. Kılıflar kurusun diye peteklerin derecesini veriyoruz 500e. Ev sıcak sıcak kusmuk kokuyo.

Cem içerde kardeşinin ağzına sıçıyo. Çünkü ibne gülme krizine girmiş. Sinirlerimizi bozuyo. Benzin olsa döküp yakıcaz.

Halıları da Murat temizledikten sonra koltuk kılıflarını geçiriyoruz koltuklara. Her şey bitiyo. Tam götümüzü bi yere koyup oh diyecekken evin anne ve babası geliyo. Saat gece 4. Biz 12den 4e kadar kusmuk temizlemişiz.

Anasını sikiyim böyle yeni yıl kutlamasının, açık ve net.

İçerdeki kusmuk kokusunu alan baba, "ahahalkshalkhaslkdhaldh Can kustu mu?" diye çılgınca kahkaha atıyo.

Yarım saat oturup, taksiye atlayıp eve geliyorum.

Öğlen annem uyandırıyo.
-Oğlum bu ne hal, ne içtiniz? Haşatın çıkmış. Az iç azz. nıck nıck nıck.
+Aşkın şarabını içtik anam. kadın anam.
-....................


+Hindi duruyo mu?

2 yorum:

  1. hikayenin kahramanı kim acaba =)

    YanıtlaSil
  2. butun yılın kusmuk temızleyerekmı gectı bılmek ıstıyorum:)

    YanıtlaSil